Beyin ve omurilik koruyucu bir zarla çevrilmiştir. Bu zar içerisinde beyin omurilik sıvısı bulunur. Beyin, kafatası tarafından; omurilik ise omurga tarafından korunmaktadır. Yani beyin ve omurilik, çevresindeki zar ve kemik ile bir bütün yapı oluşturur. Beyin sapı, beyin ile omurilik arasındaki bağlantıyı sağlar. Beyin ile omurilik arasındaki iletişim kafatasının arkasındaki bir delikle gerçekleşir. Genel olarak beyin; ön (frontal), yan (parietal, temporal) ve arka (oksipital) olmak üzere bölümlere ayrılmıştır. Arka kısımda yer alan beyincik, vücudumuzun denge ve uyumundan sorumludur.
Beyin tümörü, hücrelerin anormalleşerek kontrolsüz çoğalması ve kitle halini alması ile gelişir. Düzensiz büyüme ve gelişme sonucu, beyne baskı yaparak kafatası içinde basınç artışına ve bunun olumsuz etkilerine neden olur. Kalıtım, radyasyon, kimyasal faktörler ve çevre kirliliğinin önemli etkenler olduğu düşünülmekle birlikte, nedeni tam olarak bilinmemektedir.
Beyin tümörünün tanı ve tedavisinde zorluklar olsa da; son yıllardaki hızlı teknolojik gelişmelere paralel olarak bu durum aşılmaya başlanmıştır. Beyin tümörleri, en sık görülen kanser türlerindendir. Beynin kendisinden (glial tümörler) ve çevresindeki zardan (meningiomalar) gelişenler birincil beyin tümörleri, başka organlardan yayılımla (metastazlar) gelişenler ise ikincil beyin tümörleri olarak sınıflandırılır. İkincil tümörler daha sık görülmektedir. Bunların dışında sinirlerden gelişenler (nörinom) ve beyin damarlarından gelişenler (hemangiomlar) de vardır.
İyi Huylu Beyin Tümörleri: İyi huylu beyin tümörleri yavaş büyür, tekrarlama olasılığı azdır ve genellikle çevre dokulara yayılmazlar. Çevre dokularla sınırları belirgindir, bu da tümörün cerrahi olarak çıkarılmasını kolaylaştırır. Tamamen veya tama yakın çıkarılabilme olasılığı yüksektir, bu nedenle operasyon sonrası sonuçlar yüz güldürücüdür. Ancak, iyi huylu tümörler bazen beynin yaşamsal bölgelerine yerleşebilir ve bu durum sonuçları olumsuz etkileyebilir.
Kötü Huylu Beyin Tümörleri: Kötü huylu beyin tümörleri hızlı büyür, çevre dokulara yayılır ve zarar verir. Sınırları belirgin değildir ve çoğunlukla cerrahi müdahale ile tamamen alınamazlar. Yine de cerrahi müdahale, tümörün kitle etkisini azaltarak yaşam süresi ve kalitesine olumlu katkı sağlar. Tekrarlama olasılıkları yüksektir ve yaşam süresi 5-6 aydan 5-6 yıla kadar değişebilir.
Patolojik tanılarına göre bazı beyin tümörleri şunlardır:
Baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, sara nöbetleri, bulantısız kusma, nabız yavaşlaması, görme bozuklukları ve ruhsal değişiklikler gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Tümörün tuttuğu alana göre kuvvet kayıpları hatta felçler görülebilir.
Beynin farklı bölgelerinde oluşan tümörler farklı belirtiler gösterir. Frontal bölgedeki tümörler kişilik değişikliklerine; parietal bölgedekiler konuşma bozukluklarına; oksipital bölgedekiler görme bozukluklarına; temporal bölgedekiler ise koku, işitme bozukluklarına ve yoğun nöbetlere neden olabilir.
Beyin tümörlerinin tanısı, kan ve beyin-omurilik sıvısının incelenmesi, göz dibi muayenesi ve ileri görüntüleme yöntemleri ile konulur. En sık kullanılan görüntüleme yöntemleri arasında Bilgisayarlı Beyin Tomografisi (BBT) ve Magnetik Rezonans (MR) bulunmaktadır.
Erken tanı, tedavi planlaması ve olumlu sonuçlar açısından çok önemlidir. Gecikmiş ve büyük boyutlara ulaşmış tümörlerde tedavi zorlaşır ve hayati tehlike riski artar.
Tedavide, cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin tek başına veya kombine kullanımı ile başarılı sonuçlar elde edilebilir. Beyin tümörlerinin tedavisinde mikro cerrahi uygulanmaktadır. Tümörün histopatolojik tipi, yerleşim yeri ve büyüklüğü cerrahi girişimin başarısını etkiler.
Cerrahinin ardından kemoterapi ve radyoterapi destek tedavileri uygulanabilir. Kemoterapi, ilaç kullanarak yapılan bir tedavi şeklidir. Radyoterapi (ışın tedavisi) ise klasik tip, gammaknife ve cyberknife teknikleri olarak uygulanabilir.
Dr. Hülagü Kaptan – Dr. Ömür Kasımcan